BALKAN İNCİLERİ

Rumeliye Yeniden Merhaba

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür
Balkan İncileri'ne Hoşgeldiniz...

- GAZİ HÜSREV BEY KÜTÜPHANESİ

Bosna Hersek'in başkenti Saraybosna'da bulunan ve Balkanlar'daki en eski kütüphane olarak bilinen Gazi Hüsrev Bey Kütüphanesi'nin yeni binası, resmi törenle hizmete açıldı.

Bosna Hersek'in başkenti Saraybosna'da bulunan ve Balkanlar'daki en eski kütüphane olarak bilinen Gazi Hüsrev Bey Kütüphanesi'nin yeni binası, resmi törenle hizmete açıldı. Bünyesinde 10 bini el yazması olmak üzere, 500 binin üzerinde eser bulunan ve Katar'ın desteğiyle tarihi Başçarşı'da inşa edilen Gazi Hüsrev Bey Kütüphanesi'nin yeni binasını Bosna Hersek Üçlü Devlet Başkanlığı Konseyi Boşnak Üyesi Bakir İzzetbegoviç ile Katar İslam İşleri ve Vakıflar Bakanı Gaith Mubarek El Kuwari birlikte açtı.

Kur'an-ı Kerim tilaveti ve ilahilerin okunduğu törene ayrıca Bosna Hersek Dışişleri Bakanı Zlatko Lagumciya, Bosna Hersek Reis-ul Uleması Husein Kavazoviç, Avrupa Birliği'nin (Ab) Bosna Hersek Yüksek Temsilcisi Valentin Inzko, Bosna Hersek Federasyonu Başbakanı Nermin Nikşiç, Bosna Hersek Temsilciler Meclisi Başkanı Denis Beçiroviç, Federasyon Kültür ve Spor Bakanı Salmir Kaplan, Gazi Hüsrev Bey Kütüphanesi Müdürü Mustafa Yahiç, bölgedeki müftüler, devlet temsilcileri, akademisyenler ve çok sayıda davetli katıldı.

1537 yılında yapılan, Gazi Hüsrev Bey Kütüphanesi, Boşnakça, Arapça, Farsça ve diğer dillerde yazılmış değerli elyazmalarına sahip. 800 yıldan daha eski ender eserler bulunmakta. Bunlar paha biçilmez olarak değerlendiriliyorlar. Kurucusu Sultan 2. Beyazıt`ın torunu Gazi Hüsrev Bey olan kütüphanede bulunan 80.000 kitap ve dokümanın 10.000 tanesi eski doküman ve el yazması, 5.000 doküman ise Osmanlı Halifeliği dönemine aittir.

Devamını oku...
 

- KIRCAALİ- BULGARİSTAN


Kırcaali - Genel görünüş ve Saat Kulesi

Rodop Dağları

KIRCALİ: Kırcaali ilçesi Bulgaristan Cumhuriyetinin Güneydoğu kısmında yerleşiktir. Kırcaali ilçesi Doğu Rodop dağlarında en büyük ilçedir.Kırcaali ili topraklarının %20'sini ve ülke topraklarının % 0.51'ni teşkil eder. Kırcaali ilçesi 45 muhtarlıktan ibaret 117 yerleşim yerini kapsamaktadır. Haskovo, Stambolovo, Momçilgrad, Ardino ve Çernooçene ilçeleri ile sınırdaştır. Kırcaali şehri sadece ilçenin doğal idari, ticari, kültür ve sanayi merkezi değil, Doğu Rodopların da bir merkezi olarak gelişmiştir.

Şehir Sofyadan 259 km ve Bulgaristanın ikinci büyüklükteki Plovdivten 90 km uzaklıkta bulunmaktadır. Şu anda şehre 132 km uzaklıkta bulunan en yakın hudut kapısı Kapitan Andreevo Bulgaristanı Türkiye Cumhuriyeti ve Yunanistan Cumhuriyeti ile bağlamaktadır. Kırcaali ilçesine yıllar boyu çok sayıda sanayi, inşaat ve ticaret şirketlerinin tesisi için önemli miktarda yatırımlar sağlanmıştır. Böylelikle o Kırcaali ilinin ekonomi merkezi durumuna gelmişti.

Devamını oku...
 

- BELGRAD KALESİ

Belgrad, Sava ve Tuna Nehirlerinin birleştiği bölgede kurulmuştur. Gezip görmeye değer yerleri şöyle sıralanabilmektedir; Kalemeydan (Belgrad Kalesi), Parlamento Binası, Belediye Sarayı, Tito Müzesi, Terazije Meydanı, Knez Mihaylova Caddesi (Trafiğe kapalı alış-veriş caddesi), Milli Tiyatro, Milli Müze, Trg Republike (Cumhuriyet Meydanı),  Bayraklı Camii, Damat Ali Paşa Türbesi, Şeyh Mustafa Türbesi, St. Sava Kilisesi, Taşmeydan Parkı ve St. Marko Kilisesi, Topcider ve Koşunyak Parkları, Ada Ciganliya.

Devamını oku...
 

- KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN

KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN (1495 - 1566): Kanûnî Sultan Süleyman 27 Nisan 1495 Pazartesi günü Trabzon'da doğdu. Babası Yavuz Sultan Selim, annesi Hafsa Hatun'dur. Hafsa Hatun Osmanlı ya da Çerkezdir. Kanûnî Sultan Süleyman yuvarlak yüzlü, ela gözlü, geniş alınlı, uzun boylu ve seyrek sakallıydı.

Kanûnî Sultan Süleyman devri, Türk hakimiyetinin doruk noktasına ulaştığı bir devir olmuştur. Babası Yavuz Sultan Selim, onu küçük yaşlardan itibaren çok titiz bir şekilde yetiştirmeye başladı. Benzeri görülmemiş bir terbiye ve tahsil gördü. İlk eğitimini annesinden ve ninesi Gülbahar Hatun'dan (Yavuz Sultan Selim'in annesi) aldı. Yedi yaşına gelince tahsil için İstanbul'a, dedesi Sultan İkinci Bayezid'in yanına gönderildi. Şehzade Süleyman, burada Karakızoğlu Hayreddin Hızır Efendi'den tarih, fen, edebiyat ve din dersleri alırken, savaş teknikleri konusunda da öğrenim görüyordu.

15 yaşına kadar babası Yavuz Sultan Selim'in yanında kalan Şehzade Süleyman, kanunlar gereği sancak istemesi üzerine, önce Şarki Karahisar'a oradan da Bolu, kısa bir süre sonra da Kefe sancakbeyliğine tayin edildi (1509). Yavuz Sultan Selim'in 1512 de tahta geçmesi üzerine İstanbul'a çağırılan Şehzade Süleyman, babasının kardeşleriyle mücadeleleri sırasında İstanbul'da kalarak babasına vekalet etti. Bu sırada Saruhan sancakbeyliğinde de bulundu. Babası Yavuz Sultan Selim'in ölümü üzerine, 30 Eylül 1520'de 25 yaşındayken Osmanlı tahtına geçti.

Kendisinden başka erkek kardeşi olmadığı için tahta geçişi kolay ve çatışmasız oldu. Çok ciddi ve kendinden emin bir padişah olan Kanûnî Sultan Süleyman, azim ve irade sahibiydi. Yapacağı işlerde hiç acele etmez, gayet geniş düşünür ve verdiği emirden asla geri dönmezdi. İş başına getireceği adamlara, kabiliyet derecelerine göre görev verirdi. Zigetvar kuşatmasını idare ederken, 7 Eylül 1566 yılında 71 yaşında vefat etti.

Kendisine "Kanûnî" denmesi, yeni kanunlar icad etmesinden değil, mevcut kanunları yazdırtıp çok sıkı bir şekilde tatbik etmesinden dolayıdır. Kanûnî Sultan Süleyman adaleti seven bir padişahtı. Mısır'dan gelen vergiyi haddinden fazla bulup, yaptırdığı araştırma sonunda halkın zulme uğradığını düşünmesi ve Mısır Valisini değiştirmesi bunun açık kanıtıdır. Kanûnî Sultan Süleyman, tahta çıktığı sırada Osmanlı Devleti dünyanın en zengin ve en güçlü devleti konumundaydı. Babasının ölümü ve kendisinin padişah olması, "Arslan öldü, yerine kuzu geçti" diye düşünen Avrupalıları sevindiriyordu. Ancak Avrupalılar, çok geçmeden hayal kırıklığına uğradılar.

 

Devamını oku...
 

- OHRİ BALKANLARIN ve MAKEDONYA'NIN İNCİSİ

E-posta Yazdır

Ulu Balkan dağlarıyla çevrili, o koskoca deniz boyutlarındaki Ohri gölünün etrafındaki muhteşem manzaranın görkemi, her mevsim insanın başını döndürür. Gölün rengi hiçbir göle benzemez ve üstelik günün her saati, suyun özelliğinden, havanın açık ya da bulutlu oluşundan kaynaklanan bir nedenden olsa gerek, göl, mavi ve yeşilin en güzel tonları arasında sürekli renk değiştirir. Ohri şehri, Ohri gölünün doğu ucunda, Struga ise batı ucunda. Her iki şirin Makedonya kenti, Ohri gölünün hemen kuzeyinde bulunan Galiçitsa dağının eteklerine kurulmuştur. Ohri gölüne heybetli bir biçimde yukarıdan bakan Galiçitsa dağının toprakları yemyeşil bitki örtüsü ile Osmanlı-Türk mimarisinin en güzel örneklerine sahip Ohri ve Struga evlerinin çatıları ise tepeden tırnağa kırmızı kiremitlerle kaplıdır.

 

Devamını oku...
 

KİMLER ÇEVRİMİÇİ

Şu anda 367 ziyaretçi çevrimiçi