BALKAN İNCİLERİ

Rumeliye Yeniden Merhaba

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür
Balkan İncileri'ne Hoşgeldiniz...

- PRİŞTİNE - KOSOVA


Prizren                                                                Prizren

Sultan Murat Türbesi                                           Priştine

Priştine, Kosova’nın başkenti olmasının yanında, hem en büyük kenti hem de politik, kültürel ve ekonomik merkezi konumunda. Tarihi ortaçağa kadar uzanan kent 1459 yılında Osmanlıların egemenliği altına girdi. 19. yüzyıl sonunda Kosova vilayetine bağlandı. Balkan Savaşı’nın ardından tekrar Sırp egemenliğine giren Priştine, 2. Dünya Savaşı’nda Almaya ve İtalya kontrolünde kaldı. Ardından Yugoslavya topraklarına dahil edilen kent, 1999 yılından 2008’e kadar Birleşmiş Milletler kontrolünde yaşadı. Kosova’nın 17 Şubat 2008 yılında bağımsızlığını ilan etmesiyle birlikte, Priştine de başkent oldu. Bugün Avrupa’nın en genç ülkesinin başkenti Priştine hızlı bir gelişim sürecinde. Ülkenin sivil uçuşların yapıldığı tek havalimanı, üniversitesi ve endüstriyel işletmeleri bu kentte. Halkın büyük bir kısmını Arnavutlar oluşturuyor. Bunun yanında Türk, Boşnak, Sırp ve Romen gruplar yaşıyor. Priştine’deki tarihi yapıların birçoğu savaşlar sırasında tahrip oldu. Kent özellikle Yugoslavya zamanında modernize edildi. Son Kosova savaşında yine tahrip olan kentte, halen görülebilecek tarihi yapılar mevcut.

Devamını oku...
 

- BELGRAD KALESİ

Belgrad, Sava ve Tuna Nehirlerinin birleştiği bölgede kurulmuştur. Gezip görmeye değer yerleri şöyle sıralanabilmektedir; Kalemeydan (Belgrad Kalesi), Parlamento Binası, Belediye Sarayı, Tito Müzesi, Terazije Meydanı, Knez Mihaylova Caddesi (Trafiğe kapalı alış-veriş caddesi), Milli Tiyatro, Milli Müze, Trg Republike (Cumhuriyet Meydanı),  Bayraklı Camii, Damat Ali Paşa Türbesi, Şeyh Mustafa Türbesi, St. Sava Kilisesi, Taşmeydan Parkı ve St. Marko Kilisesi, Topcider ve Koşunyak Parkları, Ada Ciganliya.

Devamını oku...
 

- SULTAN MURAD HÜDAVENDİGAR (1326-1389)

Sultan Birinci Murad 1326'da Bursa'da doğdu. Babası Orhan Gazi, annesi Bizans tekfurlarından birinin kızı olan Nilüfer Hatun'dur (Holofira). Sultan Birinci Murad uzun boylu, değirmi yüzlü ve iri burunluydu. Kalın ve adaleli bir vücuda sahipti.

Başına mevlevi sikkesi üzerine testar sarılı bir başlık giyerdi. Çok sade giyinir ve kırmızı zeminli beyaz elbiseden hoşlanırdı. İlk eğitimini annesi Nilüfer Hatun'dan aldı. Daha sonra tahsilini tamamlamak için gittiği Bursa Medreselerinde ilim ve sanat adamları ile beraber yaşadı. Sultan Birinci Murad, gayet nazik, sevimli ve çok halim selimdi. Alim ve sanatkarlara hürmet gösterir, fakirlere ve kimsesizlere şefkatli davranırdı. Dahi bir asker ve devlet adamıydı. "Derviş Gazilerin Şeyhlerinin Kralı Murad Gazi" diye anılan Sultan Birinci Murad, bütün hayatı boyunca planlı ve programlı hareket etti. Sultan Birinci Murad, Bizans Kilisesi'ne göre bir kafir ve İsa düşmanı olarak görülse de, fethettiği yerlerde yaşayan Hıristiyan halka Papa'dan daha iyi davrandığı için onların sevgisini kazanmıştı. 1382 yılından itibaren "Murad Hüdavendigar" diye anılan Sultan Birinci Murad, Birinci Kosova Savaşı'ndan sonra savaş alanını gezerken, Sırp Kralı Lazar'ın damadı tarafından haince hançerlenerek şehit oldu.

Devamını oku...
 

- OHRİ BALKANLARIN ve MAKEDONYA'NIN İNCİSİ

E-posta Yazdır

Ulu Balkan dağlarıyla çevrili, o koskoca deniz boyutlarındaki Ohri gölünün etrafındaki muhteşem manzaranın görkemi, her mevsim insanın başını döndürür. Gölün rengi hiçbir göle benzemez ve üstelik günün her saati, suyun özelliğinden, havanın açık ya da bulutlu oluşundan kaynaklanan bir nedenden olsa gerek, göl, mavi ve yeşilin en güzel tonları arasında sürekli renk değiştirir. Ohri şehri, Ohri gölünün doğu ucunda, Struga ise batı ucunda. Her iki şirin Makedonya kenti, Ohri gölünün hemen kuzeyinde bulunan Galiçitsa dağının eteklerine kurulmuştur. Ohri gölüne heybetli bir biçimde yukarıdan bakan Galiçitsa dağının toprakları yemyeşil bitki örtüsü ile Osmanlı-Türk mimarisinin en güzel örneklerine sahip Ohri ve Struga evlerinin çatıları ise tepeden tırnağa kırmızı kiremitlerle kaplıdır.


 

Devamını oku...
 

- GÜL BABA - BUDAPEŞTE / MACARİSTAN

1531 yılında Kanuni Sultan Süleyman'ın daveti üzerine Budin'e gönderilerek burada bir tekke kuran Gülbaba, bektaşi hoşgörüsü ile kısa zamanda Buda halkının sevgisini kazandı. 1541 yılının 1 Eylül'ünde Budin savaşında şehit düşen Gülbaba'nın, Şeyhülislam Ebussuud Efendi'nin kıldırdığı ve 200 bin kişinin katıldığı rivayet edilen cenaze namazına Kanuni Sultan Süleyman da katıldı. Gülbaba'nın gömüldüğü tepeye de "Gültepe" adı verildi. Türbesinin yanına yaptırılan Gülbaba Bektaşi Tekkesi, 1686 yılında yıkıldı.



Gülbaba'nın sekizgen formundaki türbesi, 1543-1548 yılları arasında Budin Beylerbeyi olan Mehmet Paşa tarafından yaptırıldı. Osmanlı'nın elinden çıkan topraklar arasına katıldıktan sonra bir süre şapel (küçük kilise) olarak kullanılan türbe, Sultan Abdülaziz'in 1867 yılındaki Avrupa ziyaretinden sonra tekrar eski formuna kavuşarak 1885'te mimar Lajos Grill tarafından onarılarak türbeye dönüştürüldü. 2. Dünya Savaşı sırasında ağır hasara uğrayan türbe, 1963'te Macar hükümeti tarafından eski durumuna getirildi. Bugün Türkler kadar Macarlar tarafından da ziyaret edilen türbe, Orta Avrupa'da fonksiyonunu yitirmeden kalan önemli bir eser olma niteliği taşıyor. Türbe, 2005 de Türk- Macar hükümetlerinin işbirliğiyle Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü'nce restore edilerek ilk yapıldığı hale dönüştürüldü.
Şeceresinin Hz. Hasan'a kadar uzandığı rivayet edilen ve "Misali" mahlasıyla şiirler yazan Gülbaba'nın eserleriyle ilgili Miftahü'l Gayb ve Güldeste adlı yazma eserler bulunuyor. Kaynak: www.gulbaba.org

 

KİMLER ÇEVRİMİÇİ

Şu anda 332 ziyaretçi çevrimiçi